Diş Dolgusu,Diş dolguları Hakkında Bilgiler, Diş Dolgusu Çeşitleri ,

0
669
diş dolgusu

Diş dolguları ve dişin yeniden biçim­lendirilmesi çeşitli maddelerle yapıla­bilir. Bunlar siman, porselen, amalgamlar, gümüş ya da altınla kakma, yapış­kan altın, reçine, kuvars-reçine bileşik­leridir.

Silikat dolgular- Yapay porselen ola­rak da bilinen silikat dolgu maddeleri, doğal görünümü bozmamaları nedeniy­le, özellikle ön dişlerin dolgusunda kul­lanılır.

Bu dolgu maddesi yapışkan olmadı­ğından dişte, dibi ağzından daha geniş bir oyuk açılır. Silikat oyuğa yumuşak durumda sokulur ve sertleştikten sonra hazırlanan boşluğun özel yapısı nede­niyle dışarı çıkamaz.

Uygulama sırasında silikat dolguyu tükürükten korumak gerekir. Sertleşir­ken ıslanan silikat parçalanabilir. Kan ise lekelenmesine yol açarak estetik de­ğerini azaltır. Dolgu maddeleri dişözün-de güçlü bir zehir etkisi yapacak özel­liktedir. Bu nedenle doku ölümüne, kök başlangıcında kök granülomuna ya da diş apsesine yol açabilirler. Bu komplikasyonları önlemek için dolgu boşluğu­nun duvarları silikatı yalıtmaya yarayan maddelerle kaplanır. Ayrıca dolguya tü­kürük ve kan gelmesini önlemek için üstünde çalışılan diş ağız boşluğundan yalıtılır. Bunun için kullanılan ince bir plastik örtü uygulama sırasında deline­rek dişe sıkıca geçirilir ve özel araçlarla tutturulur.

Silikofosfat dolgular – Oldukça kısıtlı bir kullanım alanı vardır. Metal kapla­ma yapılacak dişlerin altyapısını hazır­lamada ya da hastanın uzun süre kulla­namasa bile, doğal diş yapısından ko­layca ayırt edilemeyecek bir dolgu iste­diği durumlarda kullanılır. Bu dolgu çiğneme hareketleri sırasında hızla aşı­nır ve belirli aralıklarla yenilenmesi ge­rekir.

Yapay reçineler – Diş dolgusunda kısa bir dönem yaygın biçimde kullanıldı. Hızla benimsenmesi, kolay biçimlen­me, uygulamadan sonra uzun süre da­yanma ve estetik özelliklerinden kay­naklanıyordu. Ama renklerinin zamanla değiştiği, yalnızca dişözüne değil dentinin organik maddesine de zarar verdik­leri kanıtlanınca diş tedavisinde büyük ölçüde kullanım dışı kaldılar. Günümüz diş hekimliğindeki kullanım alanları hemen hemen yalnızca protezlerin kısa süreli onarımlarıyla sınırlıdır.

Porselen yığma – Silikat dolguların bi­linmediği ya da yeterince geliştirileme­diği dönemlerde başlıca estetik dolgu seçeneğiydi. Günümüzde çok az kulla­nılır. Çünkü kısa sürede porselenle diş arasındaki sınır çizgisi görünür hale gelmektedir. Uygulama özenli bir te­mizlik ve dezenfeksiyon işleminden sonra yapılır. Dişte açılan oyuğun du­varları diktir ve çürüğün genişliğiyle orantılı bir derinliktedir. Oyuğun tam ölçüsü alınır, dibine yapıştırıcı bir mad­de konur ve alınan ölçülere göre hazır­lanmış porselenin açılan boşluğa otur­ması sağlanır.

Gümüş amalgam – Diş dolgularında en çok kullanılan madde gümüş amal-gamdır. Gümüşün cıvayla yaptığı bu in­ce toz ya da küçük pullar halindeki ala­şım, içerdiği cıva miktarıyla orantılı olarak az ya da çok yumuşak olabilir. Amalgamdaki maddeler kendi özellik­lerini yitirmeden sağlam bir yapı oluş­turur. Önce yumuşak olan amalgam, kı­sa sürede sertlik ve direnç kazanır.

Gümüş amalgamın yapışma özelliği yoktur. Bu nedenle içinden çıkamaya­cağı uygun bir boşluğa yerleştirilmesi gerekir. Isıyı çok iyi iletmesi dişin sı­cak ve soğuğa karşı duyarlılığını artıra-cağından sakıncalıdır. Bu nedenle diş boşluğuna ısı yalıtımı sağlayan bir kat­man döşenir. Kullanımını kısıtlayan özelliklerden biri de zamanla oksitlene­rek mat ve hoşa gitmeyen bir renk al­masıdır.

Altın – Diş dolgularında katı ya da son derece yumuşak biçimleriyle kullanılır. Erimiş altın döküm dolgu, koruyucu diş tedavileri arasında genellikle en iyi çö­züm sayılır. Doku yıkımının çok ilerle­diği durumlarda dişlerin yeniden biçimlendirilmesinde başarıyla kullanılır. Ama çürüğün birden çok dişte görüldü­ğü ve hızla yayıldığı olgularda kullanıl­ması sakıncalıdır. Çünkü tedavi edilmiş oyukların kenarında sık sık ikincil çü­rükler gelişmektedir.

Erimiş altın döküm yöntemi yay­gınlık kazanmadan önce sıkıştırılmış levha yöntemi kullanılıyordu. Oldukça zor olan bu girişimde dolgu boşluğuna, saf altın yapraklan dolduruluyordu. Bunlar dolgu tamamlanana değin bir­birleri üstüne sıkıca bastırılırdı. Hem hazırlanan boşluğun dolguyu düşmek­ten alıkoyacak biçimde olması, hem de bu altın yapraklarının yapışmaya yat­kınlığı yüksek nitelikli bir dolgu elde edilmesini sağlıyordu. Artık hemen he­men hiç kullanılmayan bu yöntemin yerini daha ucuz olan altın döküm yön­temi almıştır.

Kuvars-reçine bileşikleri – Hem este­tik, hem de işlevsel olarak çok iyi so­nuçlar veren bir dolgu maddesidir. Ön dişlerde önem kazanan parlaklığı, arka dişlerde de aşınmaya karşı yeterli diren­ci sağlarlar. Sertlik kuvarstan, parlaklık reçineden kaynaklanır. Üstelik bu reçi­neler normal reçinelerden farklı olarak metil metakrilat içermez. Akrilik asit türevi olan bu madde dişözünü örselemekte ve zamanla reçinenin rengini bozmaktadır.

Diş çürümesine karşı korunma yol­larını “Sağlıklı Yaşam” cildinde bulabi­lirsiniz.

Diş çürükleri hangi yaşta ortaya çıkar?

Diş çürümesi her yaşta, küçük çocukların sütdişlerinde de ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Sütdişlerindeki çürükler uygun bir yolla tedavi edilmelidir.

Yorum Yapın Fikrinizi Söyleyin