Görünmeyeni,Gören Adam Gerard Croiset

0
487

1919 Eylül ayında Zeeland’ın Alman Eyaletinin başkenti Middelburg’daki bir okulda öğle yemeği için sınıflarından koşarak çıkan bir grup çocuk peş peşe kösteklenerek yere düşmüş, fakat içlerinden küçük bir kız öğrenci acılar içinde kıvranarak yerden bir türlü kalkamamıştı. Bunu gören 10 yaşlarında bir oğlan çocuk yardım etmek amacıyla kız arkadaşının yanına gelmiş, elini arkadaşının acı duyduğu yerine koyarak “burada bir kırık var” diye mırıldanmış. Sonradan bunu nasıl söyleyebildiği kendine sorulduğunda çocuk “röntgen filmine bakarmışçasına kemikteki koyu renkli kırık yeri adeta görmüştüm” şeklinde cevap vermişti.
Olay yerine gelen bir öğretmen bu oğlan çocuğunun yerde yatan bir kız arkadaşının kalçasına (çünkü kırık kısım ordaydı) dokunmakta olduğunu görünce, bunu kaba bir davranış olarak yorumlamış ve oğlan çocuğunu oraya toplanmış bulanan arkadaşları içinde pataklamıştı. Okuldan sonra evde haksız yere dayak yemiş olduğunu anne ve babasına anlattığı zaman, onlardan da bir anlayış görememiş, bir sopada evdekilerden yemişti. Bununla birlikte küçük kız hastaneye götürüldüğünde, oğlan çocuğunun teşhisinin doğruluğu anlaşılmıştı.
Bugün Gerard Croiset çocukluğundaki bu olayı medyomluk yeteneğinden haberdar olduğu ilk anı olarak hatırlar. Medyom son yıllarını Utrecht’de kızıyla birlikte oturdukları kırmızı tuğlalı, teraslı evlerinde geçirmiştir. Dört oğlundan biriside Enschede’de şifacılık yapmaktadır.
Croiset bu yeteneğiyle ilgili olarak karşılaştığı sayılmayacak kadar çok olayda kayıp insanları, hayvanları ve eşyaları ortaya çıkarmış, cinayet vakalarının çözümünde yardımcı olmuş ve gelecekle ilgili olayları tahmine çalışmıştır. Bütün bu çalışmalarının çoğunu bilimsel kontrol şartları altında yapmış olmasına rağmen, kendisine yine de “Esrarengiz Adam”, “Utrecht’in Büyücüsü” gibi isimler takılmıştır. Bütün bu olaylar içinde daha çok “durugörü” yeteneğiyle tanınmış bir medyom olarak bilinir.

Paragnost İnsan

Croiset, kendisiyle daima bilimsel araştırmalar yapmış bulunan operatörü psikolog Williem Tenhaeff’in türetmiş olduğu “paragnost” kelimesini kendi durumuna ve kendisiyle yapılan çalışmalara en uygun kelime olarak gördüğünü belirtmektedir. Yunanca da “para” öte, “gnosis” de bilgi anlamına gelmektedir.
Duyular dışı algılamanın çeşitli dallarında deneyimlerde bulunmuş olan Croiset aynı zamanda dünyanın en büyük durugörü (klervoyan) medyomu olarak bilinmektedir. Prof. Tenhaeff’le birlikte sürmüş bulunan 35 yıllık çalışmalar boyunca en çok bilimsel denemelerden geçirilmiş bulunan medyomdur.
İnsan olarak Croiset, sıcakkanlı, cana yakın, kahverengi gözlü, beyaz saçlı bir insandır. Bu yazıyı hazırlayan Holland Herald için mülakat sırasında kahverengi bir elbiseyle bir papyon-kravat takmıştı. Öyle doğru dürüst bir tahsili de bulunmamasına karşın, düzgün, açık-seçik bir ifade tarzı bulunmaktadır. Hemen hemen her konuda konuşur. Fakat tartışmalara girmez. Prof. Tenhaeff’le olan yıllar süren çalışmaları kendisinde ruhsal yeteneklerine karşı derinden akademik bir merak uyandırmıştı.
“Zaman zaman hala bu yeteneklerime kendimde şaşarım, 45 yıldır onları kullanıyorum, yine de ne olduklarını anlamış olduğumu söyleyemem.”
Gerard Croiset 10 Mart 1909’da Hijman ve Judith çiftinin dört çocuğundan üçüncüsü olarak dünyaya gelmişti. Doğumu sırasında susuzluktan az kalsın ölecekti. Çocukluğu da zayıf ve hastalıklı olarak geçmiştir. Fakir olmalarına rağmen pek de öyle adet ve gelenek, göreneklerine bağlı bir aile değildiler. Gerard doğana kadar nikah yapmamışlardı ve altı yaşına geldiği zaman da ana-baba ayrıldılar. Hollanda’nın çeşitli bölgelerinde değişik aileler yanında büyüyen Croiset çocukluğunun bir döneminde “Eğitimi Zor Çocuklar Enstitüsü”ne bile yazdırıldı. Düzensiz ve mutsuz bir çocukluk dönemi geçirdi.

Babası da Yetenekli

Croiset, o çocukluk günlerini hatırlarken, çoğunun (üvey ana-babaların) kendisine karşı olmalarına rağmen onlara çok aldırış etmemiş olduğunu ifade eder. “Zaten 7 yaşımdan önce neler olmuştu, hiç hatırlayamam. Bütün hatırladığım, daima ikinci sınıf adam muamelesi gördüğümdür. Üvey büyükleri beni daima bir baş belası olarak, yaramaz bir çocuk olarak kabullenmişlerdir.”
Croiset babasının ruhsal yetenekleri bulunduğuna inandığını da söyler. “Fakat babam bu yetenekleri hiçbir zaman kullanmayı denememiştir, hiç değilse topluluk içinde. Belki de bunların kendi üzerinde bulunmasından çekiniyordu. Zira o maddesel olmayan hiçbir şeye inanmayan materyalist kafalı biriydi. Belki de babamın bu katılığı nedeniyle bendeki yetenekler daha da belirgin olarak ortaya çıktı.” demektedir.
Küçük Croiset’in ruhsal şifacılığının bulunduğunu ilk fark edenlerden birisinin anneannesi olduğu söylenebilir. Zira başı ağrıdığı zamanlarda torunundan elini başına koymasını, bir süre o şekilde tutmasını isterdi. Başka bir belirti de zaman zaman gözlerinin önünde çakan ışıklardı. Zamanın doktorları bunun nedenini daima çocuğun zayıflığına bağlamaya çalışmışlardır.Altı yaşındayken atlattığı boğulma tehlikesi kendi yorumlamasına göre, büyüdüğü zaman boğularak kaybolmuş kimseleri bulmadaki maharetinin şuuraltındaki motifini oluşturmaktadır. Amsterdam’ın Prinsengrach Kanalı üzerindeki bir tahta köprüden bir arkadaşıyla birlikte geçerlerken, arkadaşının çabuk olması için arkadan hafifçe itmesiyle dengesini yitiren küçük Croiset pis kokulu sulara düşmüş hemen hemen boğulmak üzereyken de oradan geçen bir temizlik işçisi tarafından yarı ölü bir vaziyette kurtarılmıştı.

Beden Dışı Deneyim

1977’de yayınlanan otobiyografisinin ilk bölümünde Croiset kendinden geçmiş bir vaziyette hastanede yatarken “beden dışı deneyim” geçirerek yatakta yatmakta olan bedenini havadan izlediğini yazmaktadır. Kendi vücudundan başka yatağının etrafında bu beyazlara sarılmış bedeni izleyen anneannesini ve kız kardeşini de gördüğünü bildirmektedir. Bu olaydan birkaç hafta sonra kendisini kurtaran temizlik işçisi merdivene tırmanmış olarak temizlik yaptığı bir sırada düşerek hayatını yitirmişti. “O adamın merdivenden düşüşü ikide birde rüyalarıma girmişti. Onu her defasında bu korkunç kazadan kurtarmak istemişimdir, ama böyle bir yardım rüyada nasıl gerçekleşebilirdi.” şeklinde yazmaktadır.
Çocukluğu bu şekilde geçtikten sonra, gençlik yıllarında bir yerde çalışırken babasını kalp krizi geçirirken görmüş, fakat yanına gidebilmek için patronundan bir türlü izin alamamıştı. Ertesi gün eve gittiği zaman ölüsüyle karşılaştı. Alelade işlerin hemen hemen hepsinde çalıştıktan sonra, bir bakkalın çırağı olarak daha sağlam dikiş tutturmuş ve 1933’de patronunun dükkanını satın alabilecek kadar para biriktirmeyi başarmıştı. Bu sıralarda da kendisine (1974’de ölümüne kadar daima yardımcı olmuş ve yetenekleriyle ilgili etkin işlerini anlayışla karşılamış olan Gerda Termorsche ile evlenir. 1934’de başka bir “paragnost”la karşılaşır ve her ikisi de birbirlerinde bulunan ruhsal yetenekleri anında fark edivermişlerdir. Başka birkaç meraklıyı da etraflarına alarak ruhsal denemeler için ufak bir grup oluşturuvermişlerdi. Fakat Croiset’in asıl durugörü medyomluğu 1945’in aralığına kadar başlamaz. Kendisinin o sıralarda yaşamakta bulunduğu Enschede’i Dr. Tenhaeff ziyaret ettiği sırada Croiset’in şifacılığıyla ilgili bir film görür, medyomla tanışır ve Utrecht’deki deneyler başlar. Croiset’in kendisinin tanıdığı en yetenekli medyomlardan biri olduğunu yeri geldikçe ifade etmekten çekinmemiştir. Tenhaeff, Croiset’in bu yeteneğinin toplumsal açıdan yararlanılıp, yararlanılmayacağını merak ederek, güvendiği polis yetkilileriyle temasa geçmiştir. Bunun üzerinde kendisiyle yapılan işbirliği sonucu Hollanda’da birçok kayıp çocuk ve cinayet vakası başarıyla çözülebilmiştir.
Uluslararası üne elli yaşından sonra kavuşmuştur. Avrupa ve Amerika’da benzer konularda polise daima yardımdan çekinmemiştir. Bu yardımlarını da genellikle telefon, mektup, yüzük, fotoğraf gibi olayla ya da suçluyla ilgili olduğu sanılan malzemeleri kullanarak yapmıştır. Bu yardımlar için hiçbir zaman para talebinde bulunmamıştır. Fakat çoğu zaman yardımda bulunduğu kimseden o alayla ilgili Prof. Tenhaeff’e hitaben bir rapor yazmasını rica etmiştir. Bu şekilde profesörün Parapsikoloji Enstitüsü’nde yüzlerce olay birikmiş oldu. Bu enstitü Utrecht Üniversitesi’nde bulunmaktadır. Fosilleri ve eski tabletleri okumuş, sebebi bilinmeyen hastalardan ölmekte olan hayvanları iyileştirmiştir. Hollanda ve Japonya’daki iki büyük araba kazasıyla ilgili olayların karanlık yönlerini aydınlığa kavuşturmuştur.

Gerektiğinde Görürüm

Bütün bu olaylar ve etkinlikler sırasında Prof. Tenhaeff ile olan bağıntısı hiçbir zaman zayıflamamış ve 1956’da evini Enschede’den Utrecht’e Profesörün Enstitüsü yakınına bir yere taşımıştır. Bu şekilde Profesörün daha sıkı kontrolü altına girmiş bulunan medyomun yetenekleri birkaç yıl içinde tamamen kendi kontrolü ile çalışan birer deney konusu olmuştur. “Görülmesi gereken şeyi, gerektiği zaman görür, istemezsem görmem.” demiştir. 1947’de Prof. Tenhaeff’in operatörlüğü altında yapılan bir seri deneyde, Amerika ve Almanya’dan gelmiş bulunan araştırmacılar ve meraklıların önünde istenilen zaman tekrarlanabilen yüzlerce deney gerçekleştirmiştir. “Bunlardan birinde, ilerideki bir tarihte yapılacak bir toplantıda seçilen bir koltuğa kimin oturacağını ayrıntılı olarak tanımlamasını istediler. Söz konusu toplantı bir ay sonra yapılacaktı ve bir saat öncesine kadar kimin nereye oturacağı bilinmiyordu. Ve davetliler salondaki yerlere gelişi güzel dağıtılıyordu. Croiset toplantının yapılacağı yerde daha önceden hiç bulunmamıştı. Bununla birlikte yaptığı tanımlamayla toplantı günü oraya oturan şahıs birbirini tutuyordu. “Bu şekilde bir defasında da Colorado Denver’deki bir toplantıda belirli bir koltuğa oturacak şahsı tahmin etmiştim” demiştir. Ve ilave etti: “Burada esas olan şunun anlaşılmasıdır ki, uzaklık ve zaman denen kavramlar gerçekte yoktur, bunların insanın kısıtlı duyumlarından dolayı ortaya çıkarılmış kavramlardır.”

Paralel Enerji

Croiset ayrıca bu yetenekleriyle sürdürülen denemeler sonunda, insanlar arasında “Duyular Dışı Bağlantılar”ın bulunduğunu anlamış olduğunu da açıklamalarına ilave etmiştir. Bunun ötesinde Croiset artık zihin ile madde arasında bir paralelliğin bulunup bulunmadığını merak etmekte olduğunu bildirmektedir. Bu paralellik kendisinin “paraergy” diye isimlendirdiği bir alandır.
“Benim yeteneklerim iki yolla ya da iki tarzda ortaya çıkmaktadır: birincisi parapsikolojik fenomen uyanıklığı, ikincisi de medyomun (paragnost) maddesel güçleriyle ilgili fenomen.” Yapılan denemelerin bir kısmında insanlar arasındaki bağlantıların bulunup bulunmadığının ortaya çıkışını aydınlatacak şekilde şartlar hazırlanmıştı. “Bir paragnost olarak böyle bir bağlantının bulunduğunu ben kendim biliyorum. Fakat biraz dinsel tepkiyle karşılanabilecek bu durumun aslında objektif bir hal olduğunu ortaya koymaya çalışıyorum. Hiç değilse bunun kökenlerinin atıl halde herkeste bulunduğu öğrenilmeli.” demektedir.
Zihin gücünün madde üzerindeki etkisini ortaya koymak için Croiset enzimlerle çalışmıştır. Bunun daha geliştirilmiş çalışmalarını Hollanda ve Belçika’da yapmıştır. “Paraergy” konusuyla ilgili deneylerini teorilerini otobiyografisinin ikinci cildinde açıklar.
Bir denemede başarı sağladığı zaman tatmin hissi duyup duymadığı kendisine sorulduğunda, “bundan sadece mutluluk duymuşumdur. Bunun ötesinde başka bir şey değil. Fakat başarısızlık anlarında, bunu bir şanssızlık olarak yorumlamış, fakat elimden gelenin en iyisini yapmış olduğuma emin olmuşumdur.”
Felç vakalarında genellikle başarılı olduğunu söyleyen Croiset, bazı vakalara elini bile sürmek içinden gelmediğini ifade etmiştir. Dışarıda bulunan ya da yanına kadar gelemeyecek durumda bulunan hastalarını fotoğraflarından iyileştirmeye çalışmıştır. Birçoğunun tedavisini böyle yapmıştır ve hastalar iyileştiklerine bir süre kendileri dahi inanmamışlardır. “İşte paraergy denemelerini bu yüzden ısrarla sürdürmeye çalışıyoruz. Bunları bizim yapabileceğimizi göstermekten çok gerçekleri ortaya koymak içindir…”
Croiset bu çalışmalarının kendisinden yardım isteyen tıp doktorlarıyla birlikte daha da gelişeceğine inanmaktaydı. Gerçekten de özellikle teşhis için kendisinin yardımını isteyen doktorların sayısı küçümsenmeyecek gibi değildir. “Doktorluk taslıyorum sanılmasın. Tıbbın T sinden anlamam. Fakat doktorların sahip olmadıkları yeteneklerim var. Hasta tedavi edilsin de bu işi kim yaparsa yapsın. Bütün amaç hastaları bir an önce sıkıntılı durumlarından kurtarmaktır.”

Tanrıya İsim Takılmaz

Croiset herhangi bir kiliseye bağlı bulunmamakla birlikte kendisinin oldukça dindar bir kimse olduğunu ifade etmektedir. “Tanımlayamadığım sınırsız bir şey olduğuna inanıyorum. O’na “şey” diyorum çünkü ne olduğunu hiçbir kelime ile anlatabileceğimi sanmıyorum. “Tanrı” olarak bir isim taktığınız zaman ister istemez onu sınırlandırmış oluyorsunuz. Böyle sınırlandırılmış bir Tanrıya da benim aklım ermiyor. Fakat O’nun varlığını biliyorum. O her şey de vardır. Bu fikir bir insan bedenine (İsa’ya) sığdırılmaya çalışıldığı zaman daha da sınırlı bir hal almıştır. Allahın varlığına inanıyorum. İsa onun bir habercisiydi. Fakat yine de kilise otoritelerinden farklı düşünüyorum. Zira ben İsa’nın bizim yetersiz olduğumuz konularda bize yardım etmek üzere gelmiş, bizden herhangi birimiz gibi bir kimseydi. Ne ilkti ne de son.”
Geleceği önceden bilebilme yeteneğinin bulunmasına karşın, Croiset hiç bir zaman kendi geleceğinin nasıl olacağını görmeye çalışmamıştır. Başkalarının geleceğini de merak etmemiştir. “Tanrı’ya güveniyorum. Olaylar geliştikleri şekilleriyle de doğrudur. Eğer ileride ne olacağını bilmek istemek gibi bir meraka kapılırsak, o zaman, Tanrı’nın bizi görüp gözeticiliğinden kuşkulanıyoruz demektir. Kuşkusuz laboratuar denemelerinin bazılarında gelecekle ilgili çalışmalarımız olmaktadır, fakat bunlar tamamen objektif şeylerdir ve bilim için yapılmaktadır, bilimsel değeri haizdir.

Ruh ve Madde İlişkisi

Holland Herald’ın kendisiyle yaptığı mülakatta Croiset lafı döndürüp dolaştırıp deneylerin bilimsel vasfına getirmişti. “Benim bütün yapmaya çalıştığım, insanın ruhsal yanıyla maddesel yanı arasındaki bağlantının varlığını ispatlamaya çalışmaktır. Benim adımın bu vesile ile anılmasının hiç önemi yok. Ortaya gerçeklerin çıkmasıdır önemli olan bu ve buna da mecbur bulunuyoruz. Bu gerçekler sayesinde bugün “hayır” diyenler, ileride “evet” der hale gelebilecektir.
Biraz da Gerard Crosiet’le yapılan bilimsen denemelerin pek çoğunu bizzat yönetmiş bulunan dünyanın ilk Parapsikoloji profesöründen ve medyomla olan ilişkilerinden söz edelim. Prof. Williem H. C. Tenhaeff medyom Croiset’in ruhsal yeteneklerini tam 35 yıl süreyle etüt etmiş, ruhsal bilimin öncülerindendir. 1894’de durumu oldukça iyi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Babası bir gemi şirketinde memur olarak çalışıyordu. Williem hiçbir zaman babasının mesleğiyle ilgilememiş, genellikle normal olmayan, normal ötesi olaylar dikkatini çekmişti. Normal ötesi olaylara karşı merakı 18 yaşından sonra başlamıştır. Hollanda’da bu konuları araştıran bir kurum bulunmadığından, psikoloji, psikiyatri ve ruhsal araştırmalar konularında kendi kendini yetiştirmeye karar verir. Birinci Dünya Savaşından sonra birkaç yıl babasının dairesinde çalıştı. 30 yaşına kadar yeterince para biriktirmiş olarak 1924 yılında deneysel psikoloji alanında okumak üzere Utrecht’e gitti. 1925 yılında dinlemiş olduğu bir Alman psikologunun konuşmasıyla adeta büyülendi. Bu profesör. 1920 yılında telepati konusunda istatistiki araştırmalar yapmış bulunan Prof. Gerardus Heymans’dı. Ertesi yıl, Tenhaeff’i medyomlarla yıllar boyu sürecek çalışmalarına başlamış olarak görüyoruz. Bunların sayısı 60 kadardır ve içlerinden birisi de kuşkusuz Croiset’dir. 1928 yılında Utrecht Üniversitesi’nde doktorasını verdikten sonra aynı yıl Dr. Paul Dietz’le birlikte “Journal of Parapsychology” dergisini çıkarmaya başladı. 1933’de Utrecht’e parapsikoloji üzerine konferansçı olarak atandı. Ve durugörü medyomlarının kişilikleriyle ilgili araştırmalarına burada başladı. Üniversiteden aldığı ücret tatminkar olmadığından Avrupa’nın çeşitli yerlerinde konferanslar vererek dolaşmıştır. Bugüne kadar 16 kitap çalışması vardır.

Yorum Yapın Fikrinizi Söyleyin